Koronavirüs’ün Sözleşmelere Etkisi

KORONAVİRÜS’ÜN (COVİD-19) SÖZLEŞMELERE ETKİSİ

Koronavirüs (Covid-19) salgını sebebiyle sözleşmeler mücbir sebeple feshedilebilir mi? Salgının sözleşmelere etkisi nasıl olacaktır?

Daha önce ki yazımızda Koronavirüs, evrensel adıyla COVID-19’un mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştik.

Covid-19 ve salgının sözleşmelere mücbir sebep olarak etkisi her sözleşmenin özelinde sözleşmenin tarafları, yabancılık unsuru, edimlerin niteliği, ifa yeri, uygulanacak hukuk ve özellikle meydana gelen durumun etkileri gibi unsurların ayrıntılı değerlendirilmesinden sonra tespit edilecektir ve eğer şartları varsa ifa imkansızlığı veya aşırı ifa güçlüğü gündeme gelebilecektir. Mücbir sebep, her ne kadar mevzuatta tanımlanmamış olsa bile mücbir sebebin varlığı halinde bunun sonucu olan İfa imkânsızlığı, Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 136, 137 ve 138. maddeleri altında düzenlenmiştir.

  1. Genel Olarak İfa İmkânsızlığı

TBK madde 136 uyarınca; sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borçlu o yükümlülüklerini yerine getirmekten kurtulur. Bununla birlikte borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.

  1. Kısmi İfa İmkânsızlığı

TBK madde 137 uyarınca; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur.

Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmedeki tüm yükümlülükler feshedilir.

Alacaklının kısmi ifaya razı olduğu durumlarda, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

  1. Aşırı İfa Güçlüğü

Mücbir sebep gerekçe gösterilerek, ülkemiz genelindeki  tüm ticari sözleşmeler,  kira sözleşmeleri ve diğer özel hukuk sözleşmelerine hakim müdahalesinin  istenebilmesinin hukuki dayanağı, Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesinde öngörülen, “Aşırı İfa Güçlüğü” düzenlemesidir.  Şahsi kanaatimizce Koronavirüs (Covid-19) salgını sebebiyle ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda işbu madde hükümleri etkin rol alacaktır.

TBK madde 138 uyarınca aşağıdaki koşulların varlığı halinde mahkemeden sözleşmenin uyarlanması ya da feshi talep edilebilir :

  1. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı
  2. Bu durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkmış olmalı
  3. Dürüstlük/iyi niyet ilkesi kapsamında borcun ifası, borçlu için dürüstlük/iyi niyet kurallarına aykırı düşecek derecede güçleşmiş olmalı
  4. Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalı

Bir diğer ifadeyle, dürüstlük kuralları ve iyiniyet prensipleri çerçevesinde Korona virüs salgını dolayısıyla borçludan ifa talebinde bulunulması dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek nitelikte olmalıdır.

  • Sözleşmenin Yeni Koşullara Göre Uyarlanması: Bu hak yalnızca mahkemeye başvurularak dava yolu ile kullanılır. Risk paylaşımı dengesinin yeniden yapılmasının uygun olduğu durumlarda borçlu, hâkimden uyarlama talep edecek, ancak sözleşmenin uyarlanması mümkün değil ise diğer hakkını kullanabilecektir. Hakim, somut olayı kendiliğinden araştıracak, uyarlama mümkün ise yöntem ve miktarı yine serbestçe belirleyecektir.
  • Sözleşmenin Uyarlanması Mümkün Değil ise Sözleşmenin Niteliğine Göre Dönme veya Fesih Hakkı : Şayet taraflar arasında sürekli olmayan bir borç ilişkisi mevcut ise dönme; sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme (ör: kira sözleşmesi) mevcut ise TBK m.138/1’in son cümlesinde belirtildiği gibi fesih söz konusu olacaktır. Sözleşmeden dönmenin mahkeme dışı bir beyan ile de gerçekleşmesi mümkün gözükse de, uyuşmazlık mahkemeye taşındığında hâkimin bakacağı ilk müessese uyarlama olacaktır, eğer uyarlama mümkün ise dönme geçersiz sayılacaktır.

Ancak şunu belirtmek gerekir ki borçlu borcunu ifa edememesinin nedeninin mücbir sebepten kaynaklandığının ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü tamamen borçluya aittir.